Edirne Selimiye Camii






Edirne Selimiye Camii


 

Edirne Selimiye Camii
Description:  
Keywords: Müslümanların, kutsal, ibadet, mekanıdır., Arapça'dan, gelen, bir, sözcüktür., Cem’, (Toplanma, bir, araya, gelme), kökünden, gelen, cami, "toplayan, bir, araya, getiren, yer, toplanma, yeri", demektir., Her, kıtada, ve, ülkede, değişik, göz, alıcı, mimari, tarzlar, ve, süslemelerle, yapılır., Mescit, (Mescid), sözcüğü, ise, yine, Arapça'daki, secd(e)’den, türeyip, secdeye, varılan, yer, ibadet, yeri, demektir., İspanya'da, yaşayan, İslam, Uygarlığı, Endülüsler'den, miras, kalan, ve, cami, demek, olan, ‘mezquita’, sözüğünün, ‘mescid’den, geldiği, çok, açık, olup, İngilizce'de, de, bundan, dolayı, camiye, ‘mosque’, denmektedir., Zaman, içinde, bu, dini, mimarilerde, küçüklere, mescit, büyüklere, cami, denilmiştir., Büyük, camilere, selatin, camileri, denir., Üstü, açık, yerlere, namazgah, denilmiştir.Mimar, Sinan'ın, başyapıtı, Edirne'deki, Selimiye, Camii., Mimar, Sinan'ın, başyapıtı, Edirne'deki, Selimiye, Camii., Kuranı, Kerim'de, camilerin, imarı, ve, onarımı, üzerine, olan, Tevbe, suresinin, 18., ayeti, ve, Muhammed'in, cemaatle, namazı, ve, hayratı, öven, hadislerini, temel, alan, İslam, dini, mimarisi, ilk, mabet, Kabe, ile, ve, ilk, mescit, olan, Kuba, Mescidi, ile, başlamış, Mescid-i, Nebevi, ve, Mescid-i, Aksa, ile, devam, ederek, bütün, üç, kıtaya, yayılmış, ve, günümüze, kadar, gelmiştir., Emeviler, döneminde, Şam, Ümeyye, Camii, Kayravan, Camii;, Abbasiler, döneminde, Samerra, Camii;, Tolunoğulları, döneminde, Tolunoğlu, Camii;, Fatımiler, döneminde, El-Ezher, Camii;, Endülüs'te, Kurtuba, Camii;, Selçuklular, zamanında, Ulu, camiler;, Osmanlılarda, selatin, camileri, dikkat, çeken, yapılardır., Büyük, camiler, etrafında, medrese, mektep, aşhane, hastane, gibi, yapılarla, birer, imaret, (külliye)dir., “Çok, sayıda, küçük, kubbe, içeren, Osmanlı, camilerinin, merkezcil, yerleşim, düzeni, ve, piramit, biçimli, kütlesi, en, azından, form, olarak, bir, Uygur, resminde, tasvir, edilen, gök, tapınağından, yola, çıkılarak, oluşturulmuş, ve, 8.-10., yüzyıllarda, Kökşibagan’da, cami, mimarisine, uygulanmış, gibi, görünmektedir., Aya, Sofya, örneğinin, önemli, teknik, özellikler, ortaya, koyduğuna, hiç, şüphe, yoktur., Ancak, çok, kubbeli, Osmanlı, camilerinde, estetik, özellik, olarak, her, biri, yüksek, bir, ayak, üzerinde, duran, dört, kubbeli, Bizans, kilisesinin, çoğul, görüntüsüne, değil, Kökşibagan’da, erişilen, ahenge, öykünme, vardır., Gerçekten, de, merkezcil, haçvari, eksenli, plân, Osmanlı, dervişlerinin, felekleri, belki, de, vahdet-i, vücud, anlayışla, evrensel, ahengin, grafik, simgesi, haline, gelmiş, ve, derviş, taçlarının, üst, kısmında, resmedilmiştir.”, (Esin, sy.114), “8., yüzyılda, İslam'ın, zaferinin, ardından, bu, Türk, meliki, kentini(Buhara), terk, etti, kent, sakinleri, İslam, dinine, geçti, ve, bir, mescit, inşa, ettiler., 8., ya, da, 11., yüzyıla, tarihlendirilen, bu, mescit, hem, Uygur, kozmogrofik, resim, sanatına, hem, de, piramit, biçiminde, düzenlenmiş, dokuz, kubbeli, Oğuz, hükümdar, ikametgâhına, benzemesi, nedeniyle, inşasında, daha, eski, gök, tapınaklarından, esinlenilmiş, olabilir., Ne, var, ki, Müslümanlıkta, cemaatle, birlikte, yapılan, ibadette, geniş, bir, alana, ihtiyaç, duyulması, yüzünden, hücreler, arasındaki, duvarlar, kaldırıldı, ve, sütunlar, kubbelerin, ağırlığını, taşıyacak, biçimde, yapıldı., Böylece, piramit, düzenindeki, çok, kubbeli, Türk, kapalı, mescitlerinin, ilk, örneği, geliştirilmiş, gibi, görünüyor.”, (Esin, 122)Selçuklularda, sahın, kargir, ayaklar, ve, sütunlarla, çokkubbeli, örtülüydü., Osmanlılarda, ise, dört, kalın, filayagına, oturan, anakubbeli, camiye, geçilmiştir., Türkler, bir, yeri, fethettikten, sonra, önce, toplumun, bütün, ihtiyaçlarını, karşılayacak, bütüncül, binalar, yaparlardı., İmaret, kültürü, denilen, bu, olgu, İslam, kültürünün, temelidir.Camilerde, kullanılan, ana, malzeme, taş, tuğla, demir, ağaç, toprak, mozaik, kiremit, somaki, kum, kireç, alçı, horasan, kereste, çivi, pirinç, bakır, kurşun, çinko, mermer, cam, çini, altın, gümüştür., Topraktan, yapılana, kerpiç, taş-tuğla, olana, kargir, ağaçtan, olana, ahşap, yarı, ahşap, yarı, kargir, olana, nimkargir, denir., Kargir, yapılarda, yontma, kesme, küfeki, taşı, kullanılmıştır., Yapı, ustalarının, her, biri, ayrı, bölümlerde, çalışır:, Rençber, lağımcı, hamamcı, doğramacı, sıvacı, camcı, tüfenkçi, çilingir, hamal, katip, haseki, harbeci, mutemed, kapıcı, yeniçeri, katibi, duvarcı, kemerci, kubbeci, minareci, neccar, dülger, çinici, nakkaş, oymacı, sütuncu, senktraş., Osmanlı’da, ilk, dönem, camilerde, tuğla, kullanılmış, fetihten, sonra, kesmetaş, yaygınlaşmış, tuğlalar, kubbe, kemer, ve, hatıllarda, yer, almıştır., Bir, cami, inşaatı, büyük, bir, camide, şu, seyri, izlerdi:, Mimarlar, caminin, planını, çizer, ölçüleri, çıkarır, ve, çamur, veya, tahta, bir, maketini, çıkarıp, padişaha, sunardı., (Arseven, 1955:, 747vd.), Bu, plana, göre, cami, şu, kısımlardan, meydana, geliyordu:, Dış, avlu, (harim), duvarlar, , avlu, (harem), döşemeler, sahın, (cami, , meydanı), kürsü, mihrap, minber, mahfiller, mükebbire, son, cemaat, yeri, kubbeler, kemerler, kasnak, minare, şadırvan, muvakkithane, imam, ve, müezzin, odaları, musalla, taşı, hela, kapılar, ve, pencereler, sütunlar, sofalar, ışıklandırma, şamdanlar, avizeler, kandiller, dolap, ve, çekmeceler, ayakkabılıklar, halılar, hat, levhaları, saatler, bahçe, ve, ağaçlandırma, türbe, hazire., Binanın, nerede, yapılacağı, zemin, ve, çevreyle, uyumuna, dikkat, edilirdi., Anıt, eserlerin, şehre, yerleştirilmesi, bir, plana, göreydi., Cephe, yer, simetriklik, vezin, ve, ritim, hesaplanırdı., Cami, avlularına, yine, en, uyumlu, şekilde, ve, mükemmel, bir, ahenkle, ağaç, dikilmesi, ve, çevrenin, yeşillendirilmesi, önemliydi., Yapı, külliye, ise, bütün, cami, medrese, aşevi, mektep, çarşı, planları, çıkarılırdı., Mimarlar, ısı, ses, ve, ışık, düzenini, havadarlık, ve, , süslemeleri, ayrıntılarıyla, çıkarırdı., Temel, atmaya, çok, önem, verilir, uğurlu, bir, günde, eşref, saatinde, hafriyata, başlanır, ve, temel, atılırdı., Devlet, yöneticileri, hazır, bulunur, temele, altın, atılırdı., Dualarla, temel, atılırken, mimara, bina, eminine, bina, kalfasına, hilat, giydirilir, kurbanlar, kesilirdi., Temel, çukuru, açılıp, kazıklar, çakılır, aralara, kemer, örülür, aralarda, su, biriktirilir, ve, köprülük, od, taşı, döşenir., İşçiler, paydosla, evlerine, gider, nöbetçiler, kalır., İnşaatta, hiç, kimse, zulümle, çalıştırılmaz, herkese, hakkı, verilir., Yalnız, malzemeden, çalanlar, şiddetle, cezalandırılır., Çiniler, İznik, ve, Kütahya’dan, keresteler, Karadeniz’den, mermer, Marmara, adasından, kesmetaşlar, Bakırköy’den, çivi, İzmit’ten, gelir., Bütün, malzemeler, yerlidir., Taş, taşımada, sütun, kaldırma, ve, indirmede, sırık, hamalları, kullanılır., Zemin, sathının, 4, arşın, altından, satha, kadar, köprülük, od, taşı, döşendikten, sonra, duvarların, inşasına, geçilir., Genellikle, zeminle, kubbe, arası, büyük, camide, en, az, 50, zira’dır., Kubbe, kemer, duvar, bağlamalarında, demir, civatalar, kullanılır., Sütunlar, mermer, olup, dışardan, getirilir., Duvar, taşları, demir, kenetlerle, birbirine, bağlıdır., Kenetler, beş, kileden, birbuçuk, okkaya, kadar, ağırlıktadır., Taşların, arasına, kalın, demir, çiviler, yani, zıvana, denilen, çubuklar, sokulur, kurşun, dökülür., Sütun, başlıklarının, altında, kurşun, levha, zıvanalarla, raptedilir., Binanın, her, yanı, içten, ve, dıştan, kereste, iskelelerle, kuşatılır., Cümle, kapıları, önündeki, döşemeye, aşınmayı, önlemek, için, porfir, taşı, konulur., Direk, kemer, kazık, çerçeve, işlerinde, çıralı, çam;, kapı, ve, kanatlarda, ceviz, şimşir, meşe, elma, kerestesi, kullanılır., Tuğlalar, Fatih, devrinde, 4, 5x28x28, ölçülerindeydi., Hatıl, tuğlaları, ise, 3, cm’dir., Kiremitlerin, boyu, 18, parmak, ağırlığı, 460, dirhemdir., Kum, kireç, ve, horasandan, yapılan, harç, zenbille, taşınır., Çinilerde, alçı, harcı, sıvalarda, kıtıklı, (keten, elyafı), harç, kullanılır., Neme, müsait, duvarlarda, koyun, yünü, yumurta, akı, katılır., Örümceklerin, , kurmaması, için, devekuşu, yumurtası, harca, katılır., İnşaatta, kullanılan, ölçüler:, Başparmak, ucundan, boğuma, kadar, olan, ölçüye, boğum;, başparmağın, yanlamasına, kalınlığına, parmak, denirdi., 1, arşın, 60, parmaktı., I., Ahmet, zamanında, 1, zira, 24, parmak, oldu, boğuma, parmak, denildi., 1, parmak, 10, iplikti., Amme, ziraı, 100, eski, parmak, ve, bu, da, 32, kerah, idi, Camiye, cümle, kapısından, sahına, girilir, tam, karşıda, kıble, duvarı, ve, ortasında, her, zaman, cümle, kapısının, karşısında, mihrap, bulunur., Orta, sahının, yanları, revakların, altındaki, yan, sahındır, ve, yüksekçe, olursa, yan, sofalar, denir., Başlıca, kısımlar:, Pencere:, Kubbede, ve, duvarlarda, iki-üç, sıradır, alttakiler, düz, atkılı, ve, düz, camlı, üsttekiler, kemerli, ve, renkli, işlemeli, camlıdır., Işık, belli, bir, miktar, ve, ölçüyle, pencereden, sahına, girer., Mihrap:, İmamın, durduğu, yer., Çıkıntılıdır., Duvar:Kerpiç, tuğla, kaba, yontmataş, tuğla, hatıllı, taş, duvar, kesmetaş., Pencere, ve, kapı, kemerleri, ve, atkılarındaki, duvara, ayaklama, denir., Dış, duvar, kaplaması, mermer, , duvar, kaplaması, çini, olur., Duvar, üstleri, üçgen, veya, değirmidir., Minber:, İmamın, hutbe, okumak, için, çıktığı, yer., Mihrabın, sağındadır., Kürsü:, Vaaz, yeri., Muvakkithane:, Dış, avlu, kapısı, yanındaki, vakit, tayini, binası., Muvakkit, güneş, saatiyle, ezan, saatini, ayarlar., Hünkar, Mahfeli:, Selatin, camilerinde, padişahların, namaz, kıldığı, yer., Son, Cemaat, Yeri:, Namazın, ilk, vaktine, gelemeyenler, için, ayrılmış, yer., Minare:, Müezzinin, çıkıp, ezan, okuduğu, yer., Şerefe:, Minare, gövdesindeki, bir, veya, birçok, balkon., Müezzinin, durduğu, yer., Mahya:, İki, minare, arasına, asılan, ışıklı, yazı, levhası., Mahfil:, Camilerde, parmaklıkla, ayrılmış, yüksek, yer., Hazire:, Camiyi, yaptıranın, ailesinin, devlet, erkanının, lahitlerinin, bulunduğu, yer., İmam, odası:, İmam, ve, müezzinin, odası., Şadırvan:, Elbise, askılıkları, ve, oturma, sehpaları, içinde, su, bulunan, hazne, musluklar, takunyaları, bulunan, avlu, ortasındaki, abdest, yeri., Avlu:, Caminin, giriş, kapısına, bakan, geniş, alan., Gasilhane:, Cenaze, yıkamak, için, ayrılan, yer., Ortasında, teneşir, tahtası, su, araçları, yıkayıcı, elbisesi, çizmesi, önlüğü, tabut, tabut, yeşil, örtüsü, bulunur., Tuvalet:, Avluda, yer, alan, eski, taşlı, veya, yeni, taşlı, tek, veya, birçok, bölümlü, ayakyolu., Ayakkabılık:, Cami, kapısı, girişinde, dışta, veya, içte, yanlarda, bulunan, raflı, dolaplı, sistem., Kitabe:, Cami, ana, kapısı, üzerinde, Arap, harfleriyle, caminin, tarihi, ve, mimarına, ait, bilgiler, ihtiva, eden, levha., Hat:, Cami, tavanında, tavan, katında, bulunan, bant, halinde, yahut, levha, halindeki, yazılar., Sütun:, Anakubbenin, yaslandığı, ayaklar., Şadırvan, ve, dış, ya, da, , avlunun, son, cemaat, yerinin, direkleri., Merdiven:, Subasman, üzerine, yapılmış, camilerde, camiye, çıkılan, basamaklı, yer., Kapılar:, Dış, kapılar, avluda, son, cemaat, kapısı, ve, anakapı., Türbe:, Genellikle, kubbeli, camiye, bitişik, etrafı, açık, mezarlık., Kurs, odaları:, Külliyelerde, imamların, öğrencilere, ders, verdiği, yerler., Yer, örtüsü:, Hemen, her, camide, halı., Son, cemaat, yerinde, hasır, muşamba, örtüler., Kapı, örtüsü:, Kenarları, işlemeli, kalın, muşamba, örtü., Avize:, Yüzlerce, tek, kandil, veya, ortada, büyük, bir, avize., Vaiz:, İbadethanelerde, genellikle, camilerde, güzel, nasihatler, veren, kürsüde, oturarak, her, gün, veya, cuma, namazı, öncesinde, ayet, ve, hadislerle, cemaate, dersler, veren, hoca., Kubbe:, Camiler, başta, olmak, üzere, yapılarda, yarım, küre, şeklindeki, dam., Kasnak, kemer, tavan, ve, pencereleri, vardır., En, büyük, kubbe, Selimiye, Camii, kubbesidir., Musalla, taşı:, Camilerde, cenzelerin, üzerine, konulup, cenaze, namazının, imam, tarafındna, öünde, kıldırıldığı, taş.

 


Website Statistics
    Powered by 4images 1.7.6  |